Güncel Sanat dergisi tarafından düzenlenen Sanatta Deneyim Sempozyumu Dedeman İstanbul’da, 26-27 Mayıs 2017 tarihlerinde gerçekleştirildi

Prof. Nevhiz Tanyeli, Fotograf Erhan Demirtaş, Güncel Sanat Koleksiyonu 2017

Kültür ve Turizm Bakanlığı GENÇDES programı kapsamında Güncel Sanat dergisinin düzenlediği sempozyum iki gün sürdü. Sempozyumda Anadolu’nun çeşitli illerinden gelen Güzel Sanatlar Fakültelerinin öğrencileri ile sanat alanında tanınmış pek çok isim bir araya geldi.

Moderatörlüğünü Mehmet Alkaşı’nın yaptığı 26 Mayıs Cuma günkü sempozyum katılımcıları Suna ve İnan Kıraç Vakfı Kültür ve Sanat İşletmesi Genel Müdürü M. Özalp Birol, küratör Doç. Dr. Marcus Graf, koleksiyoner Av.Cengiz Akıncı, sanatçı Prof. Nevhiz Tanyeli, Dream Design Factory kurucularından mimar Arhan Kayar sanat alanında en iyi deneyimlerini paylaşırken, katılımcılardan Mustafa Taviloğlu ve Feyyaz Yaman ise programda yer almalarına rağmen sempozyuma katılmadılar.

27 Mayıs Cumartesi günkü ikinci oturumun katılımcıları ise World Experience Campus kurucusu Prof. Dr. Can Bilgili, sanatçı İbrahim Çiftçioğlu, küratör Dr. Necmi Sönmez, koleksiyoner Vecdi Uzun ve Güncel Sanat dergisi kurucusu Vedat Küçükbingöl’dü.

 “Türkiye’deki akademisyenler öğrencilerin önünü kapatıyor”

Dr.Necmi Sönmez Öğrencilerle Sempozyumda, Fotograf Erhan Demirtaş, Güncel Sanat koleksiyonu 2017

Küratör Dr. Necmi Sönmez Türkiye’de sanat eğitiminin iyi olmadığına vurgu yaparak sanatçıların genç adayların önünü açmak yerine kapattığını dile getirdi. Sanatçıların ve akademisyenlerin bu hususta öğrencilere destek olması gerektiğini ifade eden Dr. Sönmez, “Genç adayların elinden tutmamız gerekiyor, ben de elimden ne geliyorsa yardımcı olmaya hazırım.”dedi.

“Söyleyecek sözünüz varsa konuşun”

Sanatçı İbrahim Çiftçioğlu ise Mevlana’nın “Sen ne söylersen söyle, söylediğin karşındakinin anladığı kadardır” sözünü hatırlatarak, bu nedenle anlaşılır bir dil kullandığını kaydetti. İlk kez 19 yaşındayken resim sergisine gittiğini aktaran Çifçioğlu, sanatçıların eserlerinin, kendilerini yeterince anlattığını ancak konuşmalarının hep aynı kaldığını savunarak, “Fırsat buldukça önemsediğim, benden büyük, yaşlı ve deneyimli hocalarımızın ve ressamların konuşmaları olduğu zaman dinlemeye özen gösterdim ve notlar almaya başladım” ifadelerini kullandı.

Çiftçioğlu, sanatçıların yaşlandıkça mütevazı olması gerektiğini sözlerine ekleyerek, “Eğer söyleyecek sözünüz varsa konuşun aksi takdirde söylediklerinizi tekrara düşecekseniz, lütfen suskunluğun bir erdem olduğunu bilin!” eleştirisinde bulundu.

3.Dalga

Prof.Dr. Can Bilgili, Fotograf Erhan Demirtaş, Güncel Sanat Koleksiyonu

Etkinliğin ikinci gününde gerçekleştirilen ikinci oturuma katılan Prof. Dr. Can Bilgili, “Dünya Deneyim Eğitimi” konulu sunumunda, Alvin Toffler’ın “3. Dalga” kitabında da anlattığı toplumsal dönüşüm konusunda bilgi verdi. Prof. Dr. Bilgili, ilk dalgada “tarıma dayalı üretim ve feodal toplum”un yaşandığını ve kölelik düzeninin bu dönemde kurulduğunu aktararak, günümüzde halen devam eden ikinci dalgada “fabrika üretimi ve kitle toplumu”, yakın gelecekte yaşanması beklenen üçüncü dalgada ise “bilgi, endüstri, esnek üretim ve sivil toplum”un söz konusu olacağını kaydetti. Siyasi fikirleriyle Fransız Devrimini etkileyen Cenevreli filozof ve yazar Jean-Jacques Rousseau’ya da değinen Bilgili, şunları söyledi: “Rousseau, bir yarışma duyurusu alıyor. O zamanlarda sanatın ve kültürün çekici merkezi Paris. Kral, ‘Özgürlüğün ve eşitliğin önündeki en büyük engel nedir?’ gibi bir konuda felsefi bir yarışma açıyor Paris’te. Rousseau, İsviçre Alplerini yürüyerek geçiyor, çünkü fakir. Yokluk içinde bir hayatı var. ‘Ben bu yarışmaya katılacağım ve bununla ilgili çalışmamı sunacağım’ diyor. İlk eserini orada sunuyor. ‘Eşitsizliklerin Kaynağı Üzerine Deneme’ (İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı) diye bildiğimiz ve kitap olarak okuduğumuz eserinde de yer alıyor. Krala, ‘Eşitsizliğin kaynağı sensin’ diyor. Kral metni okuduğunda Rousseau’yu Paris’in dışına gitsin istiyor. İşte o kralın kellesi alınıyor. Burjuva devrimi, böyle felsefi bir kökü olan bir süreç.”

Prof. Dr. Can Bilgili, 18. yüzyıla kadar sanatın soylu sınıfın tekelinde olduğunu, ticari bir meta ya da ürün olmadığını dile getirerek, “18. yüzyıldan sonra sanat, bir ürün ve piyasa sisteminin bir aracı haline geldi. Sadece bununla da kalmadı. Bir anlamda bütün o tek tip imparatorluklara dayalı sanat vizyonunun, görüşünün darmaduman olduğu, çeşitliliğin içeriğe girdiği ama endüstriyel çeşitliliğe izin verildiği yeni bir dönem başladı. Kübizm, dadaizm gibi bütün o isimlerin ortaya çıkışı bu dönemdedir.” ifadelerini kullandı.

Doğaya, insana ve insanın varlık değerlerine duyarsız endüstrilere karşı bir kavga yaşandığını kaydeden Bilgili, “Sanat da bu değerlerin içinden geçiyor. Deneyim ve sanat burada kesişiyor. Çünkü sanat aynı zamanda bir düşünsel devrimin kimlik yansımasıdır.” dedi.

Güncel Sanat dergisi kurucusu ve Genel Yayın Yönetmeni Vedat Küçükbingöl, oturuma İsveç’ten canlı yayınla bağlanarak, “Ülkemizde İstanbul sanatın merkezi kabul edilir ve öyledir. Bu nedenle Anadolu’nun çeşitli illerinde sanat öğrenimi gören öğrenciler İstanbul’un sunduğu fırsatlardan yararlanamıyor. Umarım sanat öğrencileri hem bu fırsat eşitsizliğine dair bir farkındalığa sahip oldular hem de sempozyum ile kendilerine sunulan fırsatı değerlendirdiler.”dedi.